kibyra

Gladyatörlerin, atların, Roma Dönemi savaşçılarının kenti burası… Eyalet yargılama merkezi olarak da önemli bir işlev görmüş. Hiçbir yerde göremeyeceğiniz, muhteşem bir Müzik Evinin (Odeon) ortasında bulunan Medusa mozaiği ile dünyada benzeri bulunmayan çok özel bir antik kent.

Burdur’un Gölhisar İlçesi yakınlarındaki üç tepe üzerine kurulmuş. Yerleşim alanı büyük olmasına rağmen, teraslamalar yapılmış ve yapılar birbirinin manzarasını kesmeyecek şekilde yerleştirilmiş.

2006 yılında Burdur Müzesi Başkanlığınca başlatılan kazı çalışmaları, günümüzde T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şükrü Özüdoğru başkanlığındaki ekip tarafından yürütülmekteymiş.

Kentin bugün görülebilen tüm mimari kalıntıları, Roma İmparatorluk Dönemine aitmiş. Hellenistik Dönemde Kibyra ve yakın çevresinde konumlanmış antik kentlerden Boubon, Balboura ve Oinoanda’dan teşekkül eden, dörtlü “Kent Birliği (Tetrapolis)” (M.Ö. 2-1. yüzyıllarda) oluşmuş. Söz konusu Kentler Birliği, M.Ö. 82 yılında Romalı General Murena tarafından dağıtılıp, ortadan kaldırılmış.

Bu tarihten sonra Kibyra Asia Eyaleti’ne, diğer kentler  ise Likya Birliği’ne dahil edilmiş. Roma İmparatorluk Döneminde ise, kendisine yaklaşık 25 kentin bağlı olduğu “Kibyra Conventusu” adı altında, Asia Eyalet Valisi’nin yargı merkezi olmuş.

M.S. 23 yılında meydana gelen büyük bir deprem sonucunda yerle bir olan kent, Roma İmparatoru Tiberius’un vergi affı getirmesiyle yeniden inşa edilebilmiş. Kibyra özellikle M.S. 1-3. yüzyıllarda en parlak ve zengin dönemini yaşamış. Kibyra, demircilik, dericilik ve at yetiştiriciliğinde ve çömlekçilikte oldukça ünlü imiş.

Antik coğrafyacı Strabon’a göre, yaklaşık 2000 yıl önce, İmparator Augustus döneminde, “Kibyra 30,000 asker ve 2,000 atlı asker sağlayabilirmiş”.

Girişin solunda, etkileyici, kemerli bir anıtsal kapı sizi karşılıyor. Biraz ilerlediğinizde, Antik Çağ Anadolusunun 11-12 bin kapasiteli, en görkemli stadyumunun kalıntıları görülebiliyor. Gladyatörlerin, hızla koşan atların, coşkulu izleyicilerin seslerinin yankılandığı dönemlerde, kim bilir nelere tanıklık etmiş ve yıllara direnmiş taşlar, mahzun bir asalet ile sizi selamlıyor.

Hafif eğimli tepeye tırmandıkça, bazilika, agora, hamam, tiyatro, meclis binası, mezar, yuvarlak kuleli tak ve su yollarının kalıntılarını görebiliyorsunuz.

Bu tarihi kentin beni en etkileyen kısmı ise aşağıda resimlerini göreceğiniz, Meclis Binası/Müzik Evi olarak kullanılmış bölümü oldu.

Meclis Binasının/Müzik Evinin önünde, Anadolu’nun en sağlam ve en büyük mozaik alanı olduğu belirtilen, 540 metrekare döşeme alanı kaplayan inanılmaz zarif mozaik bir bölüm var. Siyah-beyaz tablo gibi mozaik alanın üzerinde, geçmişte var olan sütunların kaideleri ve arkasında masmavi gökyüzü görünüyor.

Müzik Evi (Odeon), 3600 kişilik oturma kapasitesiyle, halen ülkemizin sahip olduğu, antik çağlarda üzeri bir çatıyla kapatılmış en büyük yapısı imiş.

Müzik Evi (Odeon) bir amfi görünümünde, tavanı ve giriş sütunlarının bir kısmı yıkılmış. Tam ortasında, kırmızı, yeşil ve beyaz mermerden yapılmış, saçlarının yılanlardan oluştuğuna, bakışları ile insanları taşa çevirdiğine inanılan, “yılan saçlı, keskin dişli, dişi canavar” Medusa’nın mozaiği bulunuyor. Yapım tekniğiyle, kendi türünde dünyada bilinen tek örnekmiş.

Amfinin neresine giderseniz gidin, ortada duran Medusa’nın gözleri size bakıyor, sizi izliyor. Nasıl bir teknik ile yapılmış akıl erdiremedim; ama canlı gibi bakan gözler, beni taşa çevirmeden oradan çıkmalıyım düşüncesi ile bu güzelliği daha fazla seyretmeliyim duygusu arasında bıraktı.

Mozaik üzerinde dikkatle çalışan görevliler vardı ve üzerine basılması yasaktı. Temizliği bitirildikten sonra cam yüzey korumasına alınacakmış.

Kibyra’dan çıkarılan eserler, Burdur Müzesi’nde sergileniyor.

Burdur Arkeoloji Müzesi, M.Ö. 7000’den günümüze kadar  tarihlenen çok sayıda eski eser ve heykele ev sahipliği yapıyor. Bahçesi ve binası ile daha dışından sizi etkiliyor.

“Gladyatörler Kibyra’da” başlığı altında sergilenen duvar resimlerinde ve kabartmalarında, antik dönemin gladyatör gösterileri canlandırılmış. Bu gladyatörlerin çoğunluğu, kanun kaçaklarından, savaş esirlerinden, kölelerden oluşmaktaymış. Asillerin ve halkın, bu ölümüne yapılan gösterileri hangi duygular ile izlediklerini anlamak çok zor.

Burdur Müzesi’nde, çok iyi yerleştirilmiş ve aydınlatılmış başka dönemlere ait mermer heykeller de bulunuyor. Bölgenin mermer kaynakları, çok temiz ve yontulmaya uygun olduğu için tarihin her döneminde heykel yapımında kullanılmış.

Dünyanın ve ülkemizin birçok yerinde bulunan Roma Antik Kentlerinden biri olan Kibyra, yangınlar ve depremler ile yıkılmış, yeniden yapılıp, tekrar yıkılmış olmasına rağmen, ayakta kalabilen kalıntıları ile dönemin ihtişamını ve yaşam biçimini görebileceğiniz özel bir yer. Sadece Müzik Evinde (Odeon) bulunan Medusa mozaiği için bile görülmeye değer. Aklınızda iyi düşünceler ile gidin ve Medusa’nın sizi taşa çevirme ihtimalinden kurtulun…  

Kaynakça:

http://www.burdurkulturturizm.gov.tr/TR-155350/kibyra.html

www.kulturportali.gov.tr/turkiye/burdur/gezilecekyer/kibyra-antik-kenti

Yorumunuzu Buraya Yazabilirsiniz

Yorumunuzu Giiniz
Please enter your name here