Avrupa’nın en genç ülkeleri arasındaki Montenegro’nun güzel kasabası Kotor ve Kotor Körfezi son yıllarda çok sayıda turist çeken bir bölge.

Tüm dünyadaki adı ile Montenegro, Türkçede Karadağ olarak adlandırılıyor. Sadece Türkiye, İtalyanca monte-dağ, negro-kara anlamlarının Türkçe karşılığını kullanıyor nedense. Montenegro dağlık bir ülke, İtalyanlar bir gece ülkeyi işgal için bu topraklara girerler, ülkenin dağlık olduğunu görünce karadağ anlamında Montenegro derler. Montenegro, Yugoslavya’nın dağılması sonrası önce Sırbistan ile bir federe devlet oluşturmuş, 2006 yılında da bağımsız bir ülke olmuş. Bir bölümü Adriyatik kıyısındaki ülkenin en çok turist çeken iki şehri Budva ve Kotor. Budva deniz tatili ve hareketli gece hayatı arayanlar için cazip bir şehir. Kotor ise Kotor Körfezi’nde dağlar arasında korunaklı bir Ortaçağ kasabası.

Kotor’un tarihi şehri- Old Town, şehrin en önemli bölümünü oluşturmakla beraber, yemyeşil doğasıyla, körfez kıyısındaki çok sayıda küçük köyler de sakin ve huzurlu tatil yapmak isteyenlere çok şey vaat ediyor

Avrupa’da çok sayıda korunmuş Ortaçağ yerleşim yerleri olmakla birlikte Kotor Old Town en güzel ve iyi korunmuş Ortaçağ şehirleri arasında sayılıyor.

Balkan ülkelerinin çoğunda Osmanlı izlerini görürken, Kotor’da tek bir Osmanlı eserine rastlamadık.  Sadece Denizcilik Müzesi’nde Barbaros Hayrettin Paşa’nın şehri kuşatmasını nasıl engellediklerini anlatan bir eser karşımıza çıktı. Bu şehri Osmanlı’ya karşı savunmak, Kotor’un övünç kaynağı olan bir durum. Osmanlı Devleti bugünkü Montenegro sınırları içinde bazı toprakları ele geçirmiş, Kotor’u da 1538 ve 1657 yıllarında iki kez kuşatmış ancak bu şehri feth edememiş. 

Kotor Adriyatik Kıyısı’nda körfez içinde, körfezin bir ucuna yerleşmiş çok korunaklı doğal bir liman. Diğer yandan deniz kıyısında surları başlayan ve bir yanı dağ yamacına yaslanan surlarla çevrili kalesi bu şehri denizden gelen saldırılara karşı korumuş.

Kotor uzun yıllar Venediklilerin kontrolünde kalmış, sonrası  Avrupa’da hüküm süren imparatorluklar hakim olduğundan Balkan kültüründen çok İtalyan kültürü, Avrupa dokusu yerleşmiş şehre.

Kotor’da asıl gezilecek yerler Old Town kale içinde olsa da Kotor Körfezi çevresinde ve yakınında birçok küçük yerleşim yerleri, koylar, plajlar ve tarihi ve kutsal yerler ile Balkanlar ve Adriyatik gezilerinde mutlaka gezilecek bir yer. Kotor Montenegro’nun en turistik şehri olan Budva’ya sadece 30 km uzaklıkta. Bazı programlarda konaklamadan yarım gün gezilip geçilecek bir yer gibi düşünülebilir. Öncelikle eski şehir ve Kotor çevresi için en az 1-2 gece konaklamak uygun olacaktır.

Niçin Kotor

  • Öncelikle Türk vatandaşları için hala vizesiz bir ülke, Avrupa Birliği’ne kesin katılmadan önce Budva ve Kotor ve Adriyatik kıyıları gezilmeli.
  • Balkanların birçok ülkesinde gördüğümüz Osmanlı izleri yerine Avrupa havasını sunan bir ortam, Balkanların birçok ülkesinden farklı bir havası var.
  • Ortaçağ kalesi ve dar sokaklarında dolaşmak başka bir çağda dolaşmanın keyfini yaşatıyor. Eski şehir UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde ve çok iyi korunmuş.
  • Küçük bir kasaba, yürüyerek tüm sokaklarını dolaşmak mümkün
  • Sadece Kotor merkezi değil çevresindeki küçük tarihi yerleşim yerlerine araba ile ulaşmak kolay, asıl Kotor Körfezi’nde tekne turu ile daha geniş bir bölge de gezilebiliyor.
  • Eski şehri yarım günde dolaştıktan sonra körfez kıyısında sakin bir ortamda deniz tatili yapılabilir.
  • Kotor henüz hızlı büyüme ve rant tuzağına düşmemiş havasında. Budva bizdeki Kuşadası ve birçok tatil yerinde görülen yüksek yapılaşma ile çarpık kentleşmeye doğru yol alıyor. Kotor henüz daha doğal sahil kenti havasında.
  • Ülkede geçerli para birimi Euro, ancak hala birçok Avrupa ülkesine göre konaklama ve yeme içme daha uygun fiyatlı.
  • İstanbul’dan direk ülkenin başkenti Podgorica ve Tivat Havaalanlarına uçuş sadece 1,5 saat.

Kotor Nerede

Kotor küçük ve genç Balkan ülkesi Montenegro-Karadağ’ın Adriyatik kıyısına açılan Kotor Körfezi kıyısında 13.500 nüfuslu küçük bir sahil kasabası.

Bu arada Montenegro’nun konumundan söz etmek istersek,  bir bölümü Adriyatik kıyısında, iç kısımları dağlık küçük bir ülke. Güneydoğusunda Arnavutluk, doğusunda Kosova, kuzeydoğusunda Sırbistan, kuzeybatısında Bosna Hersek ve batıda Hırvatistan ile çevrilmiş. Komşu ülkelerin tümü eski Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti ülkeleri.

Ulaşım

Karadağ’ın bu küçük şehrine Türkiye’den yola çıkarken büyük ihtimal daha geniş kapsamlı Adriyatik kıyıları veya Balkanlar gezinizin bir bölümünde uğramak isteyeceksiniz. Ancak son yıllarda birçok turda Adriyatik kıyısı Budva, Kotor ve Dubrovnik çok hızlı nerede ise bir günde gezilmekte. Balkanların en güzel bölgelerinden olan bu üç şehri rahat rahat gezmenizi öneriyorum. Biz 15 günlük uzun Balkan turumuzda Budva’da 2 gece, Kotor’da 1 gece Dubrovnik’te 2 gece kaldık. Bu üç şehir birbirine çok yakın. Budva Kotor arası sadece 23 km, Kotor Dubrovnik arası 91 km. Kısaca biz Budva’dan erken saatte Kotor’a ulaşınca bir gece kalmamıza rağmen 1,5 gün kullandık. Kotor’a 15 dakika uzaklıktaki Perast’ı da gezebildik.

Kotor’a Türkiye’den kendi arabamız ile ulaştık. Kuzey Makedonya Ohrid ve Arnavutluk Tiran üzerinden önce Budva sonra Kotor Montenegro’da gecelediğimiz iki yer oldu.

Ülkeye direk uçmak isteyenler için iki havaalanı bulunuyor. Başkent Podgorica’ya ve Tivat’a İstanbul’dan direk uçuş bulunuyor. Tivat Havaalanı Kotor’a 12 km uzaklıkta. Podgorica Havaalanı Kotor arası 90 km 1,5 saat sürüyor. Ancak THY Podgorica uçak bilet fiyatlarını iyi değerlendirmek gerekir. Genellikle en ucuz uçak bileti Arnavutluk Havaalanı’na bulunabildiğinden Adriyatik kıyıları gezisi yapacaklar Tiran’a uçup oradan araba kiralayarak Karadağ gezisi yapabilirler her iki ülke de vizesiz olduğundan vize konusu da sorun olmayacaktır.

Kotor Kısa Tarihi

Montenegro M.Ö 168 yılında Romalılar tarafından kurulur. 1002 yılına kadar Roma ve Bizans yönetiminde kalan ülke, 1002 yılında Bulgar İmparatorluğu, 1185 yılında Sırpların yönetiminde kalır. Sırpların döneminde önemli bir ticaret limanı olur. Daha sonra Avusturya Macaristan İmparatorluğu, en uzun dönem Venedikliler tarafından yönetilir. 1797 yılında Habsburg Hanedanlığı ele geçirir bu toprakları. Osmanlı İmparatorluğu iki kez ülkeyi kuşatmış ancak topraklarına katamamış bu şehri. 1918 yılında Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nun dağılması sonrası yeni kurulan  Yugoslavya’nın topraklarına katılır. Montenegro II. Dünya Savaşı sonrası Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyetleri arasındaki altı cumhuriyetten biri olarak yer alır. 1992 yılında Yugoslavya’nın dağılması sonrası 2006 yılına kadar iki ülke arasında Sırbistan-Montenegro Federal Birliği oluşturulur. 2006 yılında ülkede yapılan referandum ve parlamentolarının kararı ile bağımsız bir cumhuriyet olur. 

Gezelim Görelim

Kotor gezimizin başlangıç noktası ve hem gündüz hem gece gezdiğimiz en önemli yeri Old Town. Kotor doğal korumalı, Adriyatik Denizi’nden körfez içinde bir körfezin kıyısına kurulmuş. Şehrin arkası da sarp bir dağa dayanmış. Bu dağ eteğine kurulan şehir 4,5 km uzunluğunda, 20 metre yüksekliğinde, 10 metre genişliğinde surlar ile çevrilmiş.

Bu korunaklı şehir içindeki yaşam alanları, kiliseleri, müzeleri, sarayları, daracık parke taşlı sokakları ile Ortaçağ rüzgarı estiriyor. Şehir 1979 yılında yaşanan depremde büyük hasar görmüş, ancak aynı yıl Old Town UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne alınmış ve UNESCO’nun desteği ile önemli ölçüde restorasyon geçirmiş.

Şehre girişin üç kapısı bulunuyor.  Deniz kapısı, Kuzey ve Güney kapısı. Deniz kapısının üzerine Yugoslavya devlet başkanı Tito’nun ‘Bizim olmayanı istemeyiz, bizim olanı vermeyiz’ sözü yazılmış.  Kuzey kapısı aynı zamanda nehir kapısı, Skurda Nehri üzerinde yapılan bir köprüden geçilerek giriliyor. Tam nehirlerle sınırlanan kalelere uygun bu giriş Ortaçağ şehrinin ruhunu yansıtıyor. Biz de köprüden geçerek Kuzey kapısından girdik.

Şehrin içinde görülecek çok yer var ancak harita ile dolaşma ihtiyacı duymuyoruz. Sokaklarında serbestçe dolaşırken karşımıza çıkıyor çarpıcı eserler. Yine de önemli binaları tek tek yazalım ki, tarihi önemini, ruhunu da anlayalım bu güzel şehrin.

Kotor Old Town küçük ve kompakt, ancak içinde meydanlar, kiliseler, saraylar, müzeler, restoranlar, sevimli kafeler, hediyelik eşya dükkanları, oteller ve evler ile çok renkli.

Saat Kulesi

Kotor’un en büyük kapısı Deniz Kapısı 16.yy’da yapılmış. Kapının açıldığı meydan Square  of Arms- Ordu Meydanı’nda tam karşıda saat kulesi karşılıyor ziyaretçileri. 17.yy’da Barok ve Gotik stilin bir arada kullanıldığı kulenin önünde utanç sütunu bulunmakta. Şehrin içine suçlular için hapishane yapılmamış, Ortaçağ’da suç işleyen kişiler burada halka teşhir edilmekteymiş.

Saint Tryphon Katedrali

Kotor’un en önemli eserlerinden biri Saint Tryphon Katedrali Montenegro’daki iki Roman Katolik kilisesinden biri. Şehrin koruyucusu Aziz Tryphon’a atfen yapılan kilise Kotor’un en büyük ve en süslü kilisesi. Kilise 1166 yılında yapılmış ve Anadolu’da yaşamış Aziz Tryphon’un kemikleri İstanbul’dan getirilmiş ve kilisede gümüş bir tabut içinde korunmakta. İçindeki 14.yy’dan freskolar, altın ve gümüş kutsal objeleri ile zengin bir kilise. Kilise saat 9.00-18.00 arası açık. Kilisenin müzesini gezmek 3 Euro, kulelerin balkonlarından da şehre daha yüksekten bakabilirsiniz.

St. Lukas Kilisesi

St. Lukas Kilisesi eski taş görüntüsü ile dikkatinizi çekecektir. Bu kilise de 1195 yılında yapılmış, yapıldığı tarihte Ortodoks mu Katolik kilise mi olduğu konusunda kesin bilgi bulunmamakta, işin güzeli günümüzde iki gruba da hizmet vermektedir.

Eski şehirde bu iki kiliseyi özel olarak belirttik, küçüklü, büyüklü daha çok kilise var, St. Nicolas, The Serbian Ortodoks, Sveti Nicola ve St. Ana Church gibi. Ancak fotolarını eklesem de diğer kiliseleri tek tek gezmek sizin kararınız, daha göreceğimiz başka yerler var değil mi?

Gelelim bu küçük şehirde iki ilginç müzeye. Denizcilik Müzesi ve Kedi Müzesi

Denizcilik Müzesi

Kotor doğal olarak bir denizci kenti. Denizci Venediklerin uzun süre hakimiyetinde kalmış, ayrıca hem ticaret hem de denizden gelen saldırılara karşı korunmak için denizcilikte de güçlü olmak zorundalar. O zaman bu önemli müze de ziyaret edilmeli.

Müzenin eserleri  Grgurina ailesinin 18. yy’da yapılan Barok stili sarayında sergileniyor. Giriş ücreti 4 Euro, ücretsiz kulaklık ile gezilebiliyor. 

Daha ilk girişte Türklerin işgalini ve Kotor’u alamamasını gösteren tablo dikkat çekici. Ayrıca kulaklıkta Adriyatik ve Akdeniz’de sık sık Osmanlı korsanlara ve Türklere karşı savunmalarını  da dinledik.

Müze üç katlı ancak küçük bir müze. Gemi resimleri, maketleri, gemicilikte kullanılan malzemeler, ünlü kaptanların resimleri, gemi mobilyaları ile güzel düzenlenmiş müze. Müze gezmek yerine Old Town sokaklarında gezmek veya kafede oturmak aklınızda kalabilir, ancak çok zaman almayan bir müze. Tercih sizin müze gezmem diyebilirsiniz ben yine de yarım saat ayırabilirsiniz diye önerebilirim.

Kedi Müzesi

Türkiye’de Van’da kedi evini bu yıl görmüştüm ancak kedi müzesini ilk kez duyuyordum. Bunun nedeni de açık, dünyada ilk ve tek kedi temalı bir müze Kotor’da. Zaten Kotor’da sokaklarda birçok kedi gördük. Genellikle Avrupa sokaklarında dolaşırken sokakta kedi göremeyiz. Yıllar içinde gemilerle gelen kediler Kotor sokaklarında çoğalmışlar ve şehre renk katmışlar.

Müze dediysek küçücük bir müze, giriş ücreti sadece 1 Euro. Ağırlıklı olarak ilginç kedi resimleri, posterleri, kartpostalları, heykelleri, hediyelik eşyalardan oluşuyor. Kedi düşkünü Kontes Montreale Mantica’nın kedi resmi kolleksiyonunu bağışlaması ile başlamış müze koleksiyonu. Bu müze de sadece 15-20 dakikanızı alır.

Bu arada çok önemli bir bilgiyi paylaşmak isterim. Kotor’dan dönünce öğrendiğim çok yeni bir haberi hemen paylaşmalıyım. Evet sıkı durun, Sunay Akın’ın öncülüğü ile İstanbul’da bir Kedi Müzesi açılıyor.  Bu haberi linkten okuyabilirsiniz. İstanbul gibi kedileri ile ünlü, bu konuda belgeseller, filmler çekilen şehre bu müze çok yakışacak eminim. İstanbul Kedi Müzesi

Pima Sarayı

Old Town’da karşınıza ünlü ailelerin yaptırdığı saraylar da çıkacak. 17. yy’da Pima ailesine ait biri Pima Sarayı. Barok ve Rönesans mimarisi ile  dikkatinizi çekecektir. Sarayın alt katında ücretle gezilebilen bir sanat galerisi yer alıyordu. Sarayların bazıları otel olarak hizmet vermekte.

Surların Üzerinde Yürümek

Old Town sokaklarını doyasıya dolaştıktan sonra surların üzerinde de yürüyebilirsiniz. Hırvatistan Dubrovnik’te tarihi  surlar çok uzun tüm şehri surların üzerinde gezebilirsiniz, ancak bu surlarda gezmek için de 35 Euro ödemeniz gerekiyor. Kotor’da ise üzerinde yürünebilecek surlar çok uzun ve kesintisiz değil, bir ücret ödemek gerekmiyor ve farklı bir manzara ve hava yakalayabilirsiniz surların üzerinde.

Tarihi şehri gezdik, kafelerinde, restoranlarında oturduk, müzelerinde gezdik, surlarda yürüdük bunların hepsi gün içinde yarım gününüzü alacak ve sizleri yormayacak. Gelelim şimdi Kotor’un doyumsuz manzarasını seyredecek ve en güzel fotosunu çekeceğiniz yere.

San Giovanni Kalesi

Şehrin sırtını dayadığı St John Dağı’nın üzerinde sizi bekleyen kale. 1300 basamak merdiven tırmanıp çıkabilir miyiz bu kaleye diye değerlendirme zamanı. Basamak sayısının çokluğuna bakmayın, basamaklar yüksek olmadığı için aşırı yorucu değil ancak aşağıdan bakınca yine de sıkı bir tırmanma gerektirdiği açık.

Öncelikle çıkıp inmek için 2 saat ayırmak gerekiyor, en tepeye çıkamasanız da yolun yarısındaki ‘Our Lady of Remedy Kilisesi’nden de güzel fotolar çekebilirsiniz. Kaleye tırmanmak için 8 Euro ödeme gerekiyor. Asıl konu hangi mevsimde Kotor’a gittiğiniz belirleyecek, kaleye çıkıp çıkmama kararınızı. Kale sabah 8.00 akşam 18.00 arası açık. Sabah çok erken saatte çıkmanız uygun olacak güneş altında zorlanmamak için sıcak yaz günlerinde.

Soluk soluğa kalabilirsiniz ancak Kotor’un en güzel, soluk kesen fotoları da bu noktadan çekilebiliyor. Böyle bir manzara için tırmanmaya değeceği açıkça görülüyor.

Old Town’da gündüz sıcağında gezmek o kadar yormuyor. Venedikliler sokakları o kadar dar yapmışlar ki sıcak havada dolaşırken bile güneş rahatsız etmiyor.

Gelelim Old Town’un gece hayatına. Kotor merkez demek Old Town demek. Geceleri de restoranları, kafeleri, müziği ile canlı hareketli. Surlar dışında uygun fiyatlı restoranlar bulunuyor ancak bizim için gece de yemek yenecek ve dolaşılacak yer burası idi. Tüm Balkan şehirlerinde et ağırlıklı yemekler, özellikle ‘Cevabı Köfte’ den bol bol yedik. Ancak Adriyatik kıyısında üç şehirde Budva, Kotor ve Dubrovnik’te deniz ürünleri tatmalı idik. Kotor’da ünlü kilisenin yanındaki restoranlardan birinde yerel balıklarını ve kalamarını tattık. Biraz yüksek bir fiyat olduğunu belirteyim bu arada. Deniz ürünlerinizi seçerken fiyatlara biraz dikkat gerekebilir. Özellikle balıkların sadece 100 gram fiyatlarını yazdıklarını, ancak balık tartılınca rakamın katlanacağını vurgulamalıyım. Şehrin gece canlı görüntüsü de ayrı güzel geldi. Fotolardaki boş sokaklara bakmayın fotoları gece geç saatte çektiğimden daha az kişi görüyoruz, daha erken saatlerde çok canlı idi sokaklar.

Kotor’a gezisinde Kotor Körfezi civarını da gezmek gerekiyor diye yazmıştım. Biz  UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer alan Perast’ı görmeyi seçtik. 

Perast

Küçücük bir yer ancak UNESCO Dünya Mirasları arasında bir Ortaçağ kasabası. Ulaşımı son derece kolay, Kotor’a 15 dakika uzaklıkla araçla gidebileceğiniz bir yer. Bizim programımızda Hırvatistan Dubrovnik, Kotor’dan sonraki durağımız idi.  Dubrovnik yolu üzerinde Perast. Araba ile dolaşmıyorsanız Kotor garajdan kalkan otobüsler veya Hop on Hop otobüsleri ile ulaşabilirsiniz. Asıl en keyifli ulaşım Kotor Old Town’ın karşısında limandan kalkan tekneler ile hem Perast hem de Kotor Körfezi gezisi yapmak olabilir. Perast içinde de hemen kıyıdan sık kalan teknelerle 5 Euro ödeyerek Perast’ın tam karşısındaki iki adaya gidebilirsiniz.

Perast merkezi çok uzun olmayan bir sahilden oluşuyor. Ancak bu sahile araba ile giriş yasak biz arabamızı ana yol kenarında yapılmış ceplere park ederek merdivenlerden sahile indik. Sahil bir baştan bir başa 15-20 dakikada yürünebiliyor.

Perast’ta yerleşim Nelotik döneme kadar uzanmakta.  1420-1797 yılları arasında Venediklilerin hakim olduğu dönemde en parlak dönemini yaşamış. Bu dönemde şehir çok büyümüş, 20 saray, 18 kilise ve denizcilik okulu yapılmış. Körfezdeki stratejik önemi Kotor’un ve bölgenin denizden korunma zorunlukları ile denizcilik gelişmiş. Ancak Venediklerden sonra Avustralya, İtalyan ve Fransız hakimiyetinde kalmış Perast. 1945-1992 yılları arasında Yugoslavya sınırlarındaki kasaba bugün Montenegro sınırları içindedir. Ancak 18.yy’a kadar nüfusu sürekli artan kasabanın bugünkü nüfusu 400 kişi kadardır.

Sahilde Venedik mimarisi ile yapılmış ve korunmuş yapılar ve kilisesi dikkat çekiyor.

Sahildeki St. Nikola yüksek çan kulesi ile anayoldan bile görünüyor.

Perast St Nicholas kilisesi tüm haşmeti ile kıyıda yükseliyor. Dini öneminin yanı sıra tarihi Perast’ın da zenginliğini yansıtıyor. Kilise 1616 yılında yapılmış ancak daha önce aynı yerde başka bir kilise bulunuyormuş Ana girişin tam karşısında eski kilisenin bir bölümü de görülüyor. Kiliseye giriş ücretsiz ancak içerisi müzeye dönüştürülmüş, kıymetli eserleri gezmek için 1 Euro ödemek gerekiyor. Ayrıca 55 metrelik çan kulesine 1 Euro ödeyerek çıkabilirsiniz. Çan kulesine tırmanabilirseniz Perast’ın tam karşısında iki önemli adası ve tüm Perast’ın en güzel manzarasını seyredebilirsiniz.

Perast’ın iki küçük adasını da kilisenin önünden binebileceğiniz tekneler ile görebilirsiniz; Our Lady of Rocks Adası ve  St George. Our Lady of Rocks adası suni bir ada efsaneye göre denizcilerden biri bir kaya koyar oraya, sonrası her denizden dönen denizci oraya taş koyar böylece bir ada oluşur. Bugün o adanın üzerinde bir de kilise bulunmakta. St.George Adası’nda 12.yy’da yapılmış bir manastır bulunmakta, ancak ada ziyarete açık değil.

Perast, bizim gibi 2-3 saat hem sahilde hem de merdivenler arasındaki evler arasında dolaşıp, kıyıdaki sakin restoran ve kafelerde bir şeyler atıştırıp manzaranın keyfini çıkartacağınız bir yer olarak hafızalarınıza yerleştirebilirsiniz. Diğer yandan bir iki gün sessiz, sakin deniz tatili yapıp kıyıdaki restoranlarında deniz ürünleri yiyebileceğiniz bir yer olabilir. Kıyıda tarihi binalarda butik otellerde gecelemek güzel olabilir. Denizi kumluk değil, iskelelerden girilebiliyor ancak pırıl pırıl bir denizde yüzebilirsiniz.

Son Söz

Balkanlar farklı ve renkli bir coğrafya. Sadece tek bir tur ile tüm Balkanlar gezilemez. Biz kendi rotamızda Balkanları dört ayrı bölgeye ayırdık. Üçüncü Balkanlar gezimizde hedef Adriyatik kıyıları idi. Balkanların Adriyatik kıyıları iki ülke ve üç ana şehirden oluşuyor. Bu kıyılar son yıllarında Avrupalılar için popüler deniz tatili yapılacak yerler arasına girdi. Artık bu kıyılar İspanya, İtalya ve Yunanistan sahillerine alternatif yerler arasında. Biz Türkler için de vizesiz hem deniz hem tarih turu yapacağımız Balkan ülkeleri arasında. Balkan turu veya deniz tatili yapacaklar için görülmesi gereken bir sahil kasabası Kotor. Hem Balkanlar, hem deniz tatili, hem Avrupa havası ve ekonomik tatil için programlarımıza eklenecek bir yer.

Biz gezdik, gördük, çok sevdik, yine gider miyiz, gideriz, gezeriz.

Yorumunuzu Buraya Yazabilirsiniz

Yorumunuzu Giiniz
Please enter your name here