Moskova

Moskova görkemli, mağrur bir şehir; her köşesinde haşmetli, gotik, klasik bir çok kilise, katedral, saray, heykel, ve köprüleri ile. Geniş ve temiz sokakları, müzeleri, dünyanın en güzel sanat galerisi şeklinde yapılmış metro istasyonları şehrin unutulmazları arasında. Şehir adını içinden geçen Moskva Nehri’nden almakta.

Moskova Rusya Federasyonu’nun başkenti. Şehir merkez nüfusu 13 milyon civarında. Avrupa’da İstanbul’dan sonra en kalabalık nüfusa sahip şehir. Moskova Ekim Devrimi sonrası 1918’de başkent ilan edilmiş, bugün Rusya’nın siyasi ve finansal merkezidir. Dünyanın  en pahalı şehirleri arasındadır.

Ulaşım

Moskova’ya İstanbul’dan direk uçuş bulunmaktadır. İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan uçağımız saat 11.50’de kalktı. Moskova’da dört adet uluslararası havaalanı bulunmaktadır. Bizim Pegasus Havayolları uçağımız Domodedova Havaalanı’na saat 15.30 da indi. Otelimizi özellikle merkezde ayırtmıştık.

Havaalanından merkeze Aeroexpress tren veya otobüs ile ulaşmak mümkün. Üç kişi olunca taksi ile ulaşım maliyeti de yüksek olmamakta. Havaalanında dışarıya çıkmadan taksi için bir banko bulunmakta; oraya başvurunca gideceğiniz yere göre fiyatı hesaplayıp taksi çağrılıyor. Taksiye 1650 ruble ödedik. Neşeli ve sıcak kanlı taksi şoförü yol boyunca güzel Rus müzikleri çaldı, İngilizce bilmemesine rağmen beden dili ile yolda Moskova’yı tanıtmaya çabaladı.

Konaklama

Moskova’da Tverskaya Caddesi No.8’de Amelia Aparts’ta yer ayırtmıştık. Gezilerimizde konaklayacak yer için temel kriterimiz, merkezi bir yerde uygun fiyatlı olmasıdır. Taksi şoförü bizi o caddeye getirince gözlerimize inanamadık; çünkü Tverskaya Caddesi’nin Moskova’nın en ünlü ve zengin caddesi olduğunu biliyorduk. Numaralar bloklara veriliyor; binalar büyük, temiz, hoş görünüyordu. Taksi şoförü 8 numara yazısını görünce bizi arabadan indirdi, biz blogun köşesine doğru yürüyerek binanın girişini bulmaya çalıştık. Bu arada iki gün önce 18 derece olan hava sıcaklığı 2 dereceye inmişti. Bu soğuk havada köşede bekleyen bir genç “Siz Türkiye’den mi geliyorsunuz, sizi bekliyordum!” deyince şaşırdık. Apartın sahibi imiş. Booking.com’dan bir gün önce aparta tahmini ulaşım saatimizi sormuşlardı. Ev sahibi olmasa daireyi bulmamız pek mümkün görünmüyordu. Ev sahibi bizi blogun arkasına geçirdi. Binanın ön yüzü çok bakımlı iken, arka tarafı o kadar lüks görünmüyordu; giriş kapısı arka taraftaydı. Rusların yaşadığı apartmanın bir dairesiydi. Eski ama temiz daire, iki oda mutfak ve banyodan oluşuyordu. İki odada televizyon, mutfakta tüm ihtiyaçlarımızı karşılamaya uygun teçhizat ve internet bağlantımız vardı. Apart için dört gece üç kişi toplam 20.000 Ruble ödedik. Moskova’da otel fiyatları yüksek olduğundan böylesine merkezi bir apart için ödediğimiz rakam oldukça makul bir fiyattı.

Gezelim Görelim

Bu yazıda dört gece ve gündüz dolu dolu gezdiğimiz Moskova’da gezilecek yerleri günlere göre sıraladım. Tabii ki Moskova’yı dört günde gezmek, bu muhteşem şehre sınırlı bir süre ayırmak demek. Ancak gitmeden önce dersimizi çalışıp, mutlaka görülmesi gereken yerleri iyi planladık. Yazıda da günlere göre gezdiğimiz yerleri sıralayarak, Moskova’ya dört gün ayıracaklar için rehber olabilecek şekilde yazmaya çalıştım. 

Kızıl Meydan Gece Görüntüsü

Apartımıza yerleşmemiz tamamlandığında hava kararmıştı. Ancak uzun zamandır hayallerimizi süsleyen Moskova’ya ulaşmıştık ve Kızıl Meydan’a sadece 15 dakika yürüme mesafesinde uzaklıktaydık. Kızıl Meydan’ı gece gezmek üzere kendimizi dışarıya attık. Kısa bir yürüyüş ile Diriliş Kapısı’ndan geçerek Kızıl Meydan’a girdik. Işıl ışıl aydınlatılmış Meydan’a hayranlıkla bakakaldık; sanki masal diyarına gelmiştik. Bir taraftan da kar yağıyordu.

Kızıl Meydan Moskova’nın tarihi boyunca ve günümüzde en ünlü meydanıdır. Gösteriler, mitingler, törenler, tarihteki idamlar bu meydanda yapılmıştır. Meydan ismini Rusça kızıl anlamında olan “krasnaya” sözcüğünden almaktadır. Bu kelimenin aynı anda güzel anlamına geldiği, aslında güzel meydan olarak isimlendirildiği belirtilmektedir. Meydan 15. yy’da Kremlin duvarları yapıldıktan sonra düzenlenmiş. Kızıl Meydan Unesco Dünya Mirasları Listesi’nde yer almaktadır.

Moskova

Sağ tarafta kırmızı renkli Tarih Müzesi, solda mavi pembe renkli Kazan Kilisesi, onun yanında kocaman tarihi bina tamamen ışıklandırılmıştı.

Gum Alışveriş Merkezi, tam karşıda Moskova’nın simgesi rengarenk Aziz Basil Kilisesi; kilisenin sağ tarafında meşhur Kremlin Sarayı’nın duvarları ve Lenin Mozolesi yer almakta idi. Meydanın gece görüntüsü nefes kesici idi. Işıl ışıl ve meydanın en büyük tarihi binası Gum Alışverişi Merkezi akşam saatinde gezebileceğimiz binaydı. Gösterişli Gum binasının 125 yıl önce yapımına başlanmış, üç yılda yapımı tamamlanmış, Neo Rus tarzı bir yapı. Tavanları cam, çelik ve taştan yapılmış. İç içe geçmiş galerilerde dünyanın ünlü markalarının dükkanları yer almakta. Kızıl Meydan’a çıkan kapısında sol altta yer alan ‘tarihi tuvalet’ ise dünyada bir alışveriş merkezinde görülebilecek en güzel tuvalet. Tarihi dekorasyonu, içinde çalan Rus müziği ve temizliği nedeni ile diğer tuvaletlere göre yüksek bir ücret ödense bile görmeye değer bir yer. 

Aziz Basil Kilisesi

İkinci gün sabahı, Moskova’da uyanmanın keyfi ile hemen hazırlanıp öncelikle Kızıl Meydan’ı gündüz ve detaylı gezmek için yola çıktık.

Tüm günümüzü geçireceğimiz Kızıl Meydan’ın girişinden başlayalım gezimize.

Moskova

Kızıl Meydan’da her ülkeden çok sayıda turist vardı. Kar yağmaya devam ediyordu. Meydanda önce Aziz Basil Kilisesi’ni ziyaret ettik. Binanın dışı çok renkli ve çekici idi; kilisenin önünde bol miktarda foto çektik. Sonra kilisenin içini detaylı gezdik. Dışarıya çıktığımızda kar yağışı tipiye dönüşmüştü; zor yürüyorduk: Buna rağmen Kremlin Müzesi’ne doğru keşfimiz devam etti. İzmir’den Ekim ayının ortasında 23 dereceli parlak güneşli günde ayrılıp ertesi gün, Moskova’da kar görmek bizi çok keyiflendirdi.

Moskova

Kızıl Meydan’ın güney kanadında yer alan kilise, sadece Kızıl Meydan’ın değil, Moskova’nın simgesi gibidir. Her biri ayrı yükseklikte 8 kule ve içerisinde 11 bölümden oluşmaktadır. III İvan, Rusların deyimi ile Büyük İvan veya bizim tarih kitaplarındaki adı ile Korkunç İvan, 15. yy’da Rusya’yı Kazak ve Mogol işgalinden kurtarmanın anısına bir katedral yaptırmak ister. Katedrali İtalyan Mimar Barma tasarlar. III. İvan kilisenin bitiminde çok beğenir ve dünyanın başka köşesinde benzer bir yapı olmasın diye mimarın gözlerini oydurur. 1555-1561 yılları arasında inşa edilmiştir. Katedralin sekiz kulesinin her biri başka bir zaferi ifade etmektedir. En yüksek bina altın kaplamalı… Yapıldığı tarihte tüm kulelerin altın kaplı olduğu, 1670 yılında diğer kulelerin boyandığı belirtilmektedir. Katedral müze olarak hizmet vermektedir; giriş ücreti 100 Ruble.

Kremlin Sarayı

Kremlin Sarayı’nın merkezi Katedral Meydanı şehrin en önemli tarihi meydanıdır. Orta Çağ sanatçılarının en önemli eserlerini kapsayan ve hala korunan bir meydandır. Meydanda yer alan kiliselerden ‘Meryem’in Göge Yükşeliş Kilisesi’nde kraliyet ailesine ait sanat eserleri yer almaktadır. “Bildiri Kilisesi”nde Büyük İvan’ın tacı sergilenmektedir.

Moskova

Kremlin içinde yer alan hazine bölümünde tarihi değerli parçalar bulunmaktadır. Çarın hazineleri, Çarın tören kıyafetleri, silahlar, açık arabaları, atlarda kullanılan aksesuarlar, Ortodoks Rus Kiliseleri din adamlarının kıyafetleri, sanatçıların altın ve gümüş çalışmaları ve diğer ülkelerden hediyeler. 4. yy’dan 20. yy’a kadar olan döneme ilişkin çok değerli dört binden fazla parçanın sergilendiği müze görülmesi gereken bir bölümdür.

Bazı turlarda Kremlin bahçelerindeki kiliseler gezilirken, bilet almanın zor olacağı belirtilerek Hazine Bölümü gezilememektedir. Bu bölümün biletlerini internetten almak mümkün. Ayrıca her saat içeriye girilememektedir. 10:00, 12:00, 14:30 ve 16:30’da turlar başlamaktadır. Büyük İvan Çan Kulesi’ne de girişler saat başı olmaktadır. Bu arada Çar Çanı’ndan söz etmek gerekiyor.

Çar Çanı

Dünyanın en büyük çanı, 202 ton, 6,14 metre yüksekliğinde, 6,6 metre genişliğindedir. Çar Çanı çan kulesinin içinde değil, yanında yer almaktadır. Bu çan hiç çalmamış. 1787 yılında çan tamamlandıktan sonra çıkan yangında demirden yapılan çanın yangın ve hava koşulları nedeni ile bir parçası kopmuş.

Kremlin Sarayı perşembe günü dışında her gün açık. Bilet fiyatları gezilecek yere göre değişmekte…

Kremlin Sarayı Bahçesi ve Katedraller Meydanı: 500 Ruble

Hazine Bölümü (Armory Chamber): 700 Ruble

Büyük Çan Kulesi: 250 Ruble

Bilet satış bölümünde camda dört ayrı tur ve ayrı fiyatı vardı. Bilet satan kişiye farklılıkları sorduğumuzda İngilizce bilmediği için açıklama yapamadı. O arada bilet alan bir Rus bize yardımcı oldu.

Bir bilet Kremlin Sarayı’nın bahçesi ve kiliseleri gezmek için, diğer bilet hazine bölümünü gezmek için, biri sadece elmas bölümü için, sonuncusu da Ivan Çanı’na çıkmak için; bu arada çanın restorasyon nedeni ile kapalı olduğunu öğrendik. Kremlin Sarayı’nın bahçesi, kiliseleri ve hazine bölümü biletlerini aldık. Bu arada bir noktayı belirtmem gerek; bahçe ve kiliseler biletleri her saat alınabilirken, hazine bölümü biletleri belirli saatte satılıyor. Bizim bulunduğumuz saatlerde 14.30 için hazine bileti satılacak diye yazılmıştı o bileti almak için! Gişe önünde 20 dakika beklemek zorunda kaldık.

Bizim için Hazine Bölümü (Armoury Chamber) de çok ilgi çekici idi. İlk kez bir müzede kralların ve kraliçelerin bindiği açık arabaları (carriages) yakından gördük. Filmlerden tanıdığımız o açık arabaların ne kadar ihtişamlı olduğunu görmek etkileyici idi. Biz Türkler için ilginç bir bölüm de Osmanlıların gönderdiği hediyelerdi. Küçük Kaynarca Anlaşması sonrasında Sultan I. Abdülhamit ve Sultan III. Selim’in gönderdiği değerli hediyeler arasında örtüler, kılıç, kalkan, at üzengileri, taşlarla ve kıymetli metaller ile süslenmişlerdi. Ayrıca çok gösterişli kostümler yer almakta idi.

Arbat Caddesi 

Üçüncü günümüzde Moskova’da ünlü ve turistik Arbat Caddesi ile güne başlamak istedik.

Arbat Caddesi geniş, ferah, hediyelik eşya dükkanları ve kafelerin olduğu bir cadde. Sabahın erken saati olması ve soğuk nedeniyle sokakta fazla kişi yoktu. Caddede birkaç hediyelik eşya dükkanına uğrayıp bir baştan bir başa yürüdük. Caddenin sonundan taksiye binip Bolşoy Tiyatrosu’na gittik.

Bolşoy Tiyatrosu  

Bolşoy Tiyatrosu, dünyanın en ünlü opera bale ve klasik müzik salonlarından biri. Biletleri üç ay önce satışa çıkartılıyor. Metro istasyonu: Ohotnii Ryad, Teatralnaya veya Ploshad Revolutsii  

Bolsoy Tiyatrosu’nda bir bale veya opera izlemek, gezimizi planlarken mutlaka yapılacaklar listemize alınmıştı. Biletler üç ay önce satışa çıkıyordu; ancak bizim daha erken bilet alma şansımız olmadığı için kapıda karaborsa satıcılardan bileti almak zorunda idik. Hem öğlen hem de akşam Giselle Balesi gösterisi bulunuyordu. Biz öğlen için üç bilet aldık. Hayallerimizden birini gerçekleştirmiştik. Dünyanın en ünlü opera bale ve klasik müzik salonlarından birinde en ünlü balelerden birini izleme şansına kavuşmuştuk. Bu arada iki arkadaşım sahneyi güzel gören koltuklardan bale izlerken, ben en kenarda ve ayakta izlemek zorunda kalmıştım. Her ne olursa olsun harika bir gösteri idi. Bu arada bu kadar kötü bir yerde izlemek zorunda kaldığım için bilet paramın bir bölümünü geri aldım. Hiç olacak bir şey gibi gelmiyor değil mi? Bu anım ayrı bir yazı konusu okumak isterseniz:

Bolşoy Balesi’nde Bilet Paramı Nasıl Geri Aldım?

Bale gösterisi sonrası, öğleden sonra Tarih Müzesi’ne gideceğimiz için Kızıl Meydan’da yer alan binaya doğru yürümeye başladık. Tam Kızıl Meydan’ın girişinde Diriliş Kapısı’nın önünde kalabalık ve festival havası vardı. Ortada büyük bir masa üzerinde yiyecekler, küçük sevimli kulübelerde hediyelik eşyalar ve yemekler vardı. Ortada büyük bir pastanın önünde herkes pasta alıyordu ve para ödemiyordu. İzmir’de lokma dağıtılması gibi parasız mı dağıtıyorlar acaba diye düşündük. Zehra pastaya doğru yöneldi. Biraz sonra elinde üç tabak pasta ile döndü; gerçekten parasız dağıtıyorlarmış. Hava bir gün önceki gibi soğuk ve karlı değildi, hatta hoş bir güneş vardı; dışarıya masalar kurmuşlardı. Bir büfede satılan pilav ve et alıp kahve yemek ve tatlımızı yedik. Sonra günün özelliğini bir Rus’a sorduk. Bugünün Kazaklar için özel bir gün olduğunu o nedenle böyle bir şenlik olduğunu söyledi. Biz de birkaç hediyelik eşya aldık ve bu güzel şenliği paylaştık.

Öğleden sonra programımızda Tarih Müzesi yer alıyordu.

Tarih Müzesi

Kızıl Meydan’ın Diriliş Kapısı’ndan girişinde sağ tarafta kuzey yönünde yer alan Tarih Müzesi kırmızı etkileyici bir bina. Müze 1872 yılında kurulmuş. Müzede tarih öncesi çağdan günümüz Rusya’sına kadar sayısı milyona ulaşmış değeri ölçülemeyen eserler bulunmakta. Soyluların özel antika koleksiyonları için de birkaç oda ayrılmıştır.

Lenin Mozolesi

Dördüncü günümüze Lenin Mozolesi ile başladık. Lenin Mozolesi, Kızıl Meydan’ın merkezinde yer almaktadır. Sovyetler Birliği’nin kurucusu Lenin’in mumyalanmış vücudu görülebilmektedir. Fotoğraf çekmek yasaktır. Giriş ücretsizdir. Saat 10.00 ile 13.00 arasında pazartesi ve cuma günleri dışındaki beş gün açıktır.

Mozolenin önünde turistlerin yanı sıra çok sayıda Rus uzun kuyrukta bekliyordu. Kuyruk hızla ilerliyordu; çünkü tek sıra halinde Mozoleye giriyorsunuz ve hiç durmadan ilerliyorsunuz. Mozolenin içerisi loş bir ışıkla aydınlatılmıştı, Lenin gösterişli bir sandığın içerisinde kırmızı örtülerin ortasında mumyalanmış vücudu ile canlı gibi yatıyordu. Çok etkileyici güzel bir sunum idi. Dünyanın değişik ülkelerinde ülke kahramanlarının mozolelerini ziyaret etmiştim; ancak Lenin’in uyur gibi tüm vücudunu görmek oldukça etkileyici geldi.

Lenin Mozolesi’nden sonra sırada ünlü şairimiz Nazım Hikmet’in mezarı vardı.

Novodeviçi Mezarlığı ve Nazım Hikmet Mezarı

Nazım Hikmet’in mezarı, Novodevic Manastırının bahçesindeki mezarlıkta bulunmaktadır. Novodevic Manastırı 1500 yıllarının başında inşa edilmiştir. Yanındaki mezarlık, birçok ünlü kişinin mezarının bulunduğu Rusya’nın en ünlü mezarlığıdır. Gogol, Antov Cehov, Boris Yeltsin ve birçok ünlü burada yatmaktadır. Ünlü şairimiz Nazım Hikmet’in de mezarı buradadır. Saat 9.00-17.00 arası ziyarete açıktır. Ulaşmak için inilecek metro istasyonu: Sportivnaya

Novodovic Manastırı ve Novodovic Mezarlığı‘nın olduğu bölgeye nasıl ulaşacağımızı internetten araştırdık. Sportivnaka Metro Durağı’nda inip sağa doğru 6-7 dakikalık yürüyüş ile kolay ulaştık. Nazım Hikmet ve birçok ünlü sanatçı ve düşünürün mezarının yer aldığı mezarlık heykel açık hava müzesi gibi idi. Nazım Hikmet’in güzel heykelinin tam önünde sevgili Vera’sının mezarı bulunmaktadır.

Moskova

Mezarda Nazım’ın mezarında başka mezarlara göre çok sayıda taze çiçek ve anlamlı notlar gördüm. Yani çok sayıda Türkün mezarı ziyaret edip çiçek bırakması çok duygulandırıcı. Ne mutlu Nazım’a! Memleketinde yatamıyor, ama onu seven Türkler ziyaretini ve çiçeğini eksik etmiyor. Bir daha gitme şansım olursa taze çiçek götürmeyi unutmayacağım.

Puşkin Müzesi

Nazım’ın mezarı sonrası metro ile Puşkin Müzesi’ne geldik. Puşkin Müzesi Moskova’da Avrupa sanat eserlerinin sergilendiği en büyük müze. Müze Rus İmparatoru III. Alexsander adına Devlet Güzel Sanatlar Müzesi olarak yaptırılmış, 1937 yılında modern Rus edebiyatının önderi, ünlü şair, yazar Aleksandr Puşkin’in 100 ölüm yıl dönümünde onun adı verilmiş. Müzenin yapımına 1898 tarihinde başlanmış ve 1912’de tamamlanmıştır. Müzede Antik Mısır, Roma, Yunan ve Avrupalı ressamların orijinal eserleri olduğu gibi, dünyanın ünlü Yunan ve Roma heykellerinin kopyaları da bulunmaktadır. Türkiye’den kaçırılan Truva Hazineleri de burada sergilenmektedir.

*moscovery.com

Pazar günü saat 14.00’te müzeye ulaştık. Müzenin önünde dışarıya sokağa uzamış çok uzun bir kuyruk vardı. Kuyrukta pek turist yok; daha çok Moskovalılar çocukları ile bekliyordu. Bu kuyrukta sabırlı ve sebatkar Rus halkını tanımış olduk. Çok sayıda 6 yaştan başlayan çocuklar aileleri ile bir Pazar günü 0 derece havada sabır ile kuyruk bekliyorlardı. Kuyruk yavaş ilerliyordu ve tam iki saat kuyrukta bekledik. Moskova’da beni en çok etkileyen görüntülerden biri ailelerin çocukları ile bu soğukta kuyrukta iki saat beklemeleri ve müzenin içerisindeki görüntü idi. İçeriye girdiğimizde aslında müzenin çok kalabalık olmadığını, ferah ve rahat gezilebildiğini, çocukların bir heykelin veya resmin karşısına geçip yerde oturarak resim yaptıklarını görmek, sanat, kültür eğitiminin nasıl verilmesi gerektiğini anlamamızı sağladı. Bizde son yıllarda aileler pazar günlerini her yaştaki çocuklarını alıp alışveriş merkezlerinde geçirmekteler.

Metro İstasyonları Turu

Gün sonunda sıra metro turuna geldi. Moskova’da 200’den fazla metro istasyonu var. Özel dekore edilen metro istasyonları asıl olarak ortadaki kahverengi renkli metro hattında yer almaktadır. Mutlaka görülmesi gereken 12 istasyon bulunmaktadır.

Moskova

Organize turlarda metro turu bulunmakta. Ancak bu turu biz her özel metro istasyonunda inip, gezip, eserleri inceleyip fotoğraflarını çekerek gerçekleştirdik. Aslında bir rehberimiz olsa idi belki temaları açıklayabilirdi. En az zorlayan etap bu oldu, biraz dinlenme fırsatı bulduk. Moskova gezinizde bu 12 istasyonu gezmeyi unutmayın. Tam bir sanat galerileri turu olacaktır.

Yeme İçme

Tverskaya Caddesi’nin Moskova’nın en lüks caddesi olduğunu belirtmiştim. İlk gece bu caddede bir restoranda oturmak istedik; Cadde üzerinde suşi restoran gördük. Hemen oraya girdik, temiz, hem şık hem sade bir restoran idi. Çok lezzetli suşiler yedik. İlk gece Moskova’da Japon suşisi yemek ilginç ama Rus yemeklerini tatmak için zamanımız olduğunu düşünüp susiyi tercih ettik. Votka ve suşi Rusların favorileri arasında yer alıyormuş.

Moskova’nın özel yemekleri arasında olan borç çorbası denenmeye değer. Borç çorbası bildiğimiz lahana çorbası; ancak kırmızılığı içine konan kırmızı pancardan kaynaklanmakta.

Moskova’da Ne Alınır?

Havyar, Votka, Peynir, Balık Fümeler, Sigara, Matruşka

Son Söz

Moskova gezimiz başlıktaki anlamı gibi muhteşem geçti. Moskova bugüne kadar gezdiğim şehirler arasında beni  en çok etkileyen şehirler arasında yerini aldı. Moskova sokakları çok temiz, sokakta sigara içen sayısı çok değil. Caddelerde büyük çöp kutusu göremiyorsunuz. Nerede ise iki gün yerde sigara izmariti görmemiştik. Bir alt geçidin önünde yerde izmarit gördük. O arada bir turist sigara izmaritini yere attı; o anda ortaya çıkan bir Rus polis turistin sigarasını yerden aldırtıp yanda küçük bir çöp kutusuna atmasını sağladı.

İkinci gün otelimize dönerken bir marketten bir şeyler almak istedik. Caddede sigara satan bir dükkana sorduk; bize blok numarası ile güzelce tarif etti. Ancak o bloğun önünden birkaç kez geçmemize rağmen göremedik. Sonunda tekrar bir gence sorduk, o da Türkçe bilen bir Özbek çıktı ve bizimle marketin önüne gelip gösterdi; biz hala anlayamamıştık. Market kafe ve eczane şeklinde görünüyordu. Çünkü süpermarket alt katta imiş. Yani sistem hala tüketim mallarını çok gösterişli bir şekilde sunmaya çaba göstermiyor. Diğer bir deyişle, tüketimi körüklemek için çaba sarf etmiyorlar. Ya da asıl gelir kaynakları turizm gelirlerinden çok petrol ve doğal gaza dayandığı için turizm sektörüne ayrıca ağırlık verilmiyor diye düşünülebilir.

Rusya’da sigara çok ucuz. Türkiye’deki fiyatın yarısına istediğiniz sigarayı alıyorsunuz. Bu kez dönüşte havaalanından sigara almak yerine sigaralarımızı Moskova’dan aldık.

Moskova halkı sessiz, sakin ve turistlere mesafeli davranış gösteriyorlar diye düşünüyorum. Henüz turiste ilgi gösterip, mal satma çabasında değiller. Orta yaşın üzerinde İngilizce bilen az kişiye rastlıyorsunuz. Çok içe kapanık bir toplum; turiste alışkın değiller belli ki…

Kiril Alfabesi kullandıkları için kendi başına dolaşmak Latin alfabesi kullanan diğer ülkelerde dolaşmak kadar kolay olmuyor.

 
 



 

 

 

 

 

 

 

2 COMMENTS

  1. Tülay Yücel gezmek görmek yeni insanlar tanımak yaşamın tadını artıran eylemler. Umarım bu faaliyetlerine destek olacak sponsorlar ortaya çıkıp seni desteklerler.

Yorumunuzu Buraya Yazabilirsiniz

Yorumunuzu Giiniz
Please enter your name here