Yedi bin adadan oluşan, doğası, güneşi, harika kumsalları, masmavi denizi ile çok uzak bir ülke idi bizim için Filipinler. Ama gezginler için uzak ülkeleri yakın yapmak çok olağandı.

Bir yaz günü üç arkadaş Katar Havayolları’nın promosyon Uzak Doğu biletlerini görünce aklımızın bir kenarında olan Filipinler gezisi kararını verdik. Filipinler için uygun zaman olan Şubat ayı için 22 günlük Manila gidiş dönüş bileti aldık, daha sonra bu 22 günün 7 gününü Ayşe’nin rüyalarının ülkesi Vietnam’da geçirme kararını verdik ve 15 günlük Filipinler programımızı hem güneş, deniz, adalar, hem de tarih kültür her yönden ülkeyi tanıyabileceğimiz bir gezi olacak şekilde programladık.

Filipinler’i çok sevdik. Tekrar tekrar gitmek isteyebileceğimiz bir ülke.

Niçin Filipinler
    • Halkı çok sıcakkanlı. Plajda otururken yanınıza gülerek yaklaşıp, hello maaaam…, yani madam diyerek sohbete başlıyorlar. Çok kibarlar sürekli madam, sir diye hitap ediyorlar. Güleryüzlüler, sakinler, rahatlar, yumuşak sesle konuşuyorlar. Uzun kaldığımız ülkede en çok halkını sevdim diyebilirim.
    • Diğer önemli konu ülkede herkes İngilizce konuşuyor. Taksi şoföründen, satıcısına, sokaktaki çocuğuna kadar. İngilizce kendi dillerinin yanı sıra ikinci resmi dil. Uzun yıllar İspanya sömürgesi olmalarına rağmen İspanyolca en yaygın kullanılan dil değil. Güneyde bir bölgede daha yaygın konuşuluyormuş. Hem sakin, hem konuşkan halk ile çok kolay iletişim kuruluyor. Ayrıca turizm sektöründe işlerini iyi yapıp, elde ettiği para ile yetiniyorlar. Turist kazıklamak için uğraşmadıklarını hissediyorsunuz. Manila’nın dışında kendinizi güvensiz hissetmiyorsunuz.
    • En önemlisi Türkler için vize istenmeyen bir ülke. 29 güne kadar vize almanız gerekmiyor. Daha uzun kalmak isterseniz orada başvuruyorsunuz.
    • Ucuz bir ülke. Konaklama ucuz, yiyecek ucuz. Ayrıca Türk Lirası Filipinler Peso’suna göre değerli. Bizim bulunduğumuz tarihte 1 TL 13 Peso ediyordu. bu nedenle ulaşımınızı, bizim yaptığımız gibi promosyon ile uygun fiyata alabilirseniz, sonrası ülke içinde harcamalarınız bir Avrupa ülkesine göre çok daha ucuz. Alışveriş yaparken, restoranda yemek yerken, turlar alırken kendinizi zengin turist gibi hissediyorsunuz. Bu duygu da yaşamaya değer.
    • Filipin yemeklerine alışamam diye korkanlar olabilir. Mutfakları Tayland kadar olmasa da zengin, öncelikle deniz ürünleri çok çeşitli ve ucuz, ayrıca sebze, tavuk et çeşitleri de bol. Sadece unlu mamulleri genellikle tatlı, ekmek ve tuzlu atıştırmalığı biraz aramak gerekiyor.
    • Doğa çok farklı, her bölgede farklı deneyimler, görüntüler gezinize ayrı bir heyecan katıyor.
    • Dikkat edilmesi gereken gitmeden önce çok detaylı program yapmak. Filipinler’e gidince nasıl olsa adalar ülkesi tekneler ile adalar arası ulaşım kolay olur diye düşünülmemeli. Mesafeler uzun, bazı adalar arası uçakla geçmek zorunda kalınıyor. Ara uçuşlar için biletler önceden alınırsa uygun fiyatlı bilet bulunabiliyor, son dakika biletler pahalı oluyor.
    • Filipinler’e ne zaman gidilir; diğer Uzak Doğu ülkeleri gibi en uygun zaman Kasım, Nisan ayları arası, Haziran Eylül arası, nemli, sıcak, yağmurlu, kapalı hava ve özellikle Filipinler’de fırtına ve tayfunla da karşılaşabilirsiniz.
    • Filipinler programına geçmeden biraz Filipinler’i tanıyalım.

Filipinler Pasifik Okyanusu’nun batısında bir Güneydoğu Asya ülkesi. Ülke üç ana kara parçasından oluşuyor. Kuzeyde Luzon, ortada Visayas ve güneyde Mindanao. Aslında ülke 7000’den fazla adadan oluşmakta, adaların 800’ünde yerleşim bulunmakta.

Filipinler 100 milyondan fazla nüfusu ile dünyanın en kalabalık 12. ülkesi. Halkın kökenlerinin Avustralya’dan gelen Negritolara dayandığı düşünülmektedir. 1521 yılında İspanyol İmparatorluğu’nun desteği ile buraya gelen Portekizli denizci Macellan’ın ülkeye gelmesinden sonra İspanyol sömürgeciliği başlamıştır. 1543 yılında ülkeye gelen İspanyol kaşif, İspanya Kralı’nın onuruna bu topraklara Las Islas Filipinas adını vermiştir. Ülke 300 yıldan fazla İspanyol sömürgesi olarak kalmış. 1898 yılında ise İspanya-Amerika Savaşı sonrası, İspanya 20 milyon dolar karşılığı adayı ABD’ye devretmiş. Amerika’nın hakimiyeti 1945 yılına kadar sürmüş ve 1946 yılında bağımsız Filipinler Cumhuriyeti kurulmuş.

Ulaşım
Filipinler’in başkenti Manila’ya İstanbul’dan sadece THY ve Phillipines Airline’ın direk uçuşu bulunuyor. Uçak biletimizi promosyonlu bilet olduğu için Katar Havayolları’ndan aldık. Uçak İstanbul’dan Katar’ın başkenti Doho aktarmalı Filipinler’in başkenti Manila’ya uçuyor. Doho’da bekleme süresi giderken 4 saat iken dönüşte 1,5 saat oldu. Aktarma bekleme süresi hariç İstanbul Manila arası yaklaşık 12 saat gibi uzun bir süre. Ancak Katar Havayolları uçakları rahat, servis güzeldi. Ayrıca Doho Havaalanı yeni, modern bir havaalanı.
Filipinler Programımız
Filipinler gezimizi özetlemeye başlamadan haritada rotamızı göstermek isterim. Manila’dan başlayan gezimizde önce kuzeye, sonra güneye adalara gittik. Gideceğimiz adaları dikkatli seçtik, sadece Bohol’u ulaşım ve zaman nedeni ile programdan çıkarttık. Bu genel yazımızda gezdiğimiz yerleri birer fotoğraf ve birer paragraf ile tanımladım. İlginizi çeken yerleri linklerde detaylı yazıları okuyabilirsiniz.

Filipinler gezimizde klasik güneş, deniz, ada tatili öncesi Manila’nın kuzeyine özel bir bölgeye gitmek istedik. Hiç pirinç tarlalarının Dünya Mirasları Listesi’nde yer alacağını düşünebilir misiniz? Biz de düşünemezdik. Ama 2000 yıllık özel teraslanmış pirinç tarlaları ve asılı tabutlar mutlaka görülecekler listesine alınmıştı bizim için.

Bize göre nerede ise dünyanın bir ucundan gelip yaşadığımız Banaue, Batad ve Sagada deneyimleri eşsizdi.

Manila’da uçaktan inip aynı gece 10 saatlik çok uzun bir otobüs yolculuğu ile Banaue’ye ulaştık. Burası pirinç tarlalarının olduğu küçük bir yerleşim yeri ancak son yıllarda çok turist çekiyor yeşil doğası, yürüyüş rotaları var. Ayrıca Batad ve Sagada’yı gezecekler için konaklama yeri.

Öncelikle Batad  Unesco Dünya Mirasları Listesi’ndeki pirinç tarlalarının ve şelalenin olduğu köy Banaue ‘e yarım saat uzaklıkta. Küçük kasabada 2000 yıl önce teraslanmış pirinç tarlaları içinden şelaleye uzun ve güzel bir yürüyüş yaptık.

Sagada ise yine Banaue’e iki saat uzaklıkta yemyeşil güzel bir kasaba. Asıl ilginci halkın ölülerini tabutları ile kayalara asıyorlar veya magaralarda saklıyorlar. 2000’li yıllara kadar bu gelenek devam etmiş. Sagada’da çok güzel bir vadide (eko vadi) de yürüyüş yaparak asılı tabutları gördük. Ayrıca yeraltı magarası gezdiğimiz yerler arasındaydı. Sagada birkaç gün konaklayıp magara gezileri, trekking ve rafting gibi sporların yapılabileceği bir kasaba…

İki tam günlük kuzey gezimiz sonrası yine gece otobüsü ile Manila’ya döndük. Artık güney adalar turumuz başlayacaktı. Manila’da gecelemeden havaalanından Coron uçağına bindik. Yolculuk 1 saat sürüyor. Coron Adası’nda otelimiz Discovery Otel bir adada yer alıyor. Otelimiz havaalanından transferimiz sağladı. Coron’da merkezde daha ucuza oteller bulunabilir ancak bizim oteli fiyatı, yeşilliği, sakinliği, restorandaki yemek çeşitleri ve uygun fiyatları ile önerebiliriz. Coron’da iki gece kaldık, ilk gün termal gezisi ve güzel bir restoranda akşam yemeği ile geçirdik. İkinci gün tüm gün tekne turu yaptık. Snorkel ile dalarak rengarenk resifleri, balıkları yakından görmek çok farklı bir deneyimdi. Twin Lagun’da yüzdük. İncecik kumlu plajlarda güneşlendik, hem de şubat ayında. Doğa harikası Kayangan Gölü’nün zümrüt yeşili suyunda yüzdük. Coron’da daha uzun kalınarak, daha çok tura katılıp, su altı batık gemileri, diğer doğal güzellikler görülebilir.

Coron Adası’ndan hızlı tekne ile El Nido‘ya geçtik. El Nido küçük bir balıkçı kasabası, ancak Filipinler’in en gözde yerleri arasında. El Nido’da yine tekne turu ile karstik oluşumlu kayalar arasında, lagunlarda, özel plajlarda yüzdük, magaralar gördük. Küçük balıkçı kasabası sokaklarında dolaştık, güzel deniz ürünleri yedik, kasabanın hem doğallığı, hem huzurundan çok etkilendik.

El Nido’dan bir minivan kiralayarak Puerto Princesa Yeraltı Nehri ne ulaştık. Dünya’nın yeni yedi doğa harikaları arasında ve dünyanın en uzun ikinci yeraltı nehri ve magaraları görülmeye değer.

Puerto Princesa’dan Manila aktarmalı uçuşla Boracay‘a gittik. Boracay Filipinler’in gözde, lüks, popüler adası. Küçük adada her türlü deniz sporlarını yapabilirsiniz, ya da hiçbir şey yapmadan, dünyanın en iyi plajları arasında yer alan dört kilometre uzunluğundaki pudra gibi incecik kumlu ‘White Beach’ te uzanıp, plajın ortasında masaj yaptırabilirsiniz.

Filipinler adalar turumuzda son durağımız Boracay’dan Vietnam’a uçtuk, Vietnam’da bir haftalık tatil sonrası Manila‘ya döndük. Kuzey ve adalarda görmek istediğimiz yerleri tamamlamıştık. Büyük ve kaotik şehir ilgimizi çok çekmiyordu, ama başkenti görmeden olmazdı. Manila’ya iki gün ayırdık. Bu sürede Manila’nın kale içindeki tarihi şehri, Intramudos’u ve zengin bölgesi Makati’yi detaylı gezdik.

Son Söz

Filipinler gezisi, adalarda klasik bir güneş ve deniz tatili gibi düşünülebilir, ancak tüm tatil boyunca her bölgede karşılaştığımız farklı dogal güzellikler ve aktiviteler bizi sürekli dinamik tuttu ve her yeni güne büyük merak ve heyecanla başladık.

Filipinler doğası, tarihi, kültürü, zenginliği, fakirliği ile görülesi bir ülke. Uzak olsa da ulaştığınız an sizi sarıp sarmalayan hele Türkiye’de kış mevsiminde sıcacık bir iklim sunan ülke. 

 

 

3 COMMENTS

  1. Tebrikler, çok güzel bir gezi yapmışsınız, yazınız da çok güzel ve bilgilendirici. Teşekkürler.

  2. Gerçekten Munise hanım Uzakdoğu çok güzel. Filipinler de çok özel. Umarım o kadar çok yazı ile duygularımızı yansıtabilmişizdir. Gerçekten Filipinler bir macera ama güzel bir macera.

  3. Ayşecim, Gültencim, Tülaycım macera ruhlu arkadaşlarım….Ayşecim muhteşem anıları kaleme almışşsın yine.. Zevkle okudum. Biliyorsun uzakdoğunun gizemi, kültürü, yeişili beni hep etkilemiştir. Teşekkürler.

Yorumunuzu Buraya Yazabilirsiniz

Yorumunuzu Giiniz
Please enter your name here