Konya’dan sonra yaklaşık bir buçuk saatte ulaşacağınız Beyşehir’de sizi; 13. Yüzyıl Anadolu’su ve modern bir sahil şehrinin inanılmaz bileşimi karşılıyor.

Ahşap cami türünün ve kündekâri sanatının en iyi örneklerinden olan Eşrefoğlu Cami ve Külliyesi, şaşırtıcı taş işçiliğinin hakim olduğu İsmail Ağa Medresesi, ahşap evlerin ve sıcacık insanların olduğu sokaklar, hemen yanındaki sahil bandı ve masmavi suları ile Beyşehir Gölü, Gölde tekne turu, bu turda göreceğiniz adacıklar, taze balık yiyebileceğiniz restoranlar bekliyor sizi.

Bir yanı Konya’nın düzlük bozkır alanlarına sahip, bir yanı Toroslar’a yaslanmış. Toroslar’ın çukur alanında Beyşehir Gölü’nün olduğu ilçe, Akdeniz Bölgesi’nin göller yöresinde yer alıyor. Akdeniz Bölgesi’nden Toroslar ile ayrılan ilçe Akdeniz’e 65 km. uzaklıkta. Konya’nın Akdenizlisi yani.

İlçe merkezine geldiğinizde büyük bir meydan ve meydanın etrafındaki taş binalar size zaman makinesi ile on üçüncü yüz yıla gelmişsiniz duygusu yaşatıyor. Sanki sonsuz sarı binalar sıcacık kapıları ile sizi içeri çağırıyor. Meydandaki seyyar tezgahlar bile bu duyguyu bozmuyor.

Bakımlı yemyeşil parkta, ağaçların arasından Eşrefoğlu Cami görünüyor tüm haşmeti ile. Eşrefoğlu Cami, UNESCO tarafından 2012 yılında Dünya Kültür Mirası Aday Listesi’ne alınmış.

Beyşehir Eşrefoğlu Cami

Bu anıtsal taş oyma giriş kapısından giriliyor camiye.

 

Orta Asya’da Semerkant, Buhara gibi eski Türkistan şehirlerinde yer alan ağaç direkli camilerin, ülkemizdeki eşsiz bir örneği olan Eşrefoğlu Cami, Anadolu’daki ahşap direkli camilerin en büyüğü ve orijinali imiş ve 1296-1299 yılları arasında inşa edilmiş. Bir türbe, kervansaray ve hamam ile birlikte külliye şeklinde Eşrefoğlu Emir Süleyman Bey tarafından Selçuklu mimari tarzında yaptırılmış.

Caminin iç bölümüne bu mavi çini kapıdan giriyorsunuz. Mavi çinilerin verdiği ferahlık duygusu ve içerideki ahşap kokusunun cazibesi sizi içeriye çağırıyor.

Ahşap direkler üzerinde tanzim edilmiş camide tavanın ortasında “aydınlık feneri” olarak da adlandırılan hem iç mekana ışık veren, hem de zemindeki havuza dolan kar sayesinde ahşap aksamın ihtiyaç duyduğu nemi sağladığı düşünülen bir boşluk var.

Eşrefoğlu Cami, ahşap direkler üzerine oturtulan düz tavanlı cami türünde. Caminin ahşap olmasına rağmen 7 asırdır çürümeden ayakta kalabilmesinin sırrı bugün bile bilinemiyormuş. Caminin önemli özelliklerinden birinin de, ortasında bulunan, resimde de göreceğiniz 4-5 metre derinliğindeki “karlık” denilen kuyu olduğu sanılıyormuş. Karlığa dolan karın yavaş yavaş erimesiyle oluşan nemin, caminin içindeki ağaçların ömrünü uzattığı ve caminin çürümesini önlediği sanılıyormuş.

Yüzyıllar boyu kış aylarında caminin damındaki kar, çatının ortasındaki boşluktan ortadaki havuza atılıyormuş ve ortamı nemlendirerek, yakılan sobalardan ötürü ahşap sütunların çatlayıp kurumasını engelliyormuş. 1965 yılında karlığın üstü camla kapatılmış ve işlevini yitirmiş.

Çini mozaikten yapılmış mihrap, kündekâri tekniğinde yapılmış minber ve kalem işleri caminin önemli süsleme unsurları. Mihrabının tümü çini mozaikle kaplı olup, 4.58 metre en, 6.17 metre yüksekliği ile Konya çevresindeki bütün çinili mihraplardan daha büyükmüş.

 

Minberi, tamamen ahşaptan ve üstün bir işçilik ile zengin bir süslemeyle, oymalı, çatmalı ve tutkalsız olarak yapılmış. Sekizgen, beşgen, yıldız ve geometrik dolgular ve bitkisel bezemeler ile kaplanmış minber, sedef ve fildişi çatmalarında görülebilecek derecede inanılmaz bir düzgünlük ve incelikte.  Hiç çivi kullanılmadan tamamen “geçme” tekniği ile yapılmış.

Kündekâri sanatı; Kenarları negatif ve pozitif değerlerde oyulmuş, çokgen ve yıldız biçiminde ayrı ayrı kesilmiş parçalar ile ahşap kirişlerin birbirine geçmesi biçiminde uygulanan ve büyük bir ustalık isteyen bir sanatmış. Kündekârinin, bezeme kompozisyonu geometrik bir şemaya dayanıyormuş. Gökyüzündeki yıldızları ve sonsuzluğu ifade eden yıldız, sekizgen, ongen, baklava gibi birçok geometrik desenle birlikte uygulanıyormuş.

Hazırlanan parçalar birbirine ayrıca bağlayıcı bir malzemeyle tutturulmadığından, kündekârinin uygulandığı ahşap yüzeylerde zamanla ayrılmalar olmazmış.

Minberin yan tarafındaki döşemeden açılan bir kapak ile çilehaneye giriliyor. Eskiden dervişlerin kırk gün boyunca kaldıkları çile odası ya da çilehanelerde yalnızca hurma ya da başka bir rivayette kuru üzüm yedikleri söyleniyor.

Camiden çıkınca külliyenin bir parçası olan hamamın yanından geçip, Beyşehir sokaklarında küçük bir tur attığınızda, bahçelerden sokaklara taşan meyve ağaçlarından meyve koparıp, tarhana kaynatan kadınların ikram ettiği kurutulmuş tarhanalardan yiyerek, artık neredeyse unutulmuş konukseverliğin sıcak ilgisinden mahcup oluyorsunuz.

Sokaklarda, restore edilmiş birkaç ev ile mevcut haliyle kullanılan evlerin arasında yürürken biraz ileriden göl görünüyor.

İsmail Ağa Medresesi (Taş Medrese)

Bir tabelada, İlhanlılar adına Beyşehir’de hüküm süren Emir İsmail Ağa tarafından 1379 da yaptırıldığı, başka bir tabelada Seyfettin Süleyman Halil Bey tarafından yaptırıldığı daha sonra İsmail Ağa tarafından onarıldığı belirtilmiş bu medrese binasının.

1912 yılına kadar da Medrese olarak hizmet vermiş. Şimdi dış duvarları sağlam görünüyor ama iç kısımları ziyarete açık değildi. Sadece dış kapısının resmini çekebildim.

Zengin dekorlu taç kapısı, en ihtişamlı ve sağlam kalabilen bölümü imiş. Resimlerde de göreceğiniz gibi bitki motifleri ve birçok sembol taşa işlenmiş.

Tekne Turu

Beyşehir Gölü üzerinde yapacağınız yat turu, Orta Anadolu’da olduğunuzu unutturuyor. Çok keyifli bu tur sırasında göldeki adacıklar da görülebiliyor. Ayaklarınızı kenar demirlerine dayayıp, yüzünüzü yalayan güneşin ve önünüzdeki maviliğin tadını çıkarmanız mümkün. Beyşehir Gölü üzerinde su seviyesine göre değişmekle birlikte ortalama 33 tane irili ufaklı ada bulunmakta imiş.

Eşrefoğlu Külliyesini gezip, ecdadımızı hayranlık ve saygı ile yad edebileceğiniz, camide ahşap kokusunu içinize çekerek ibadetinizi yapabileceğiniz, sokaklarda sıcak ve saygılı insanlar ile kaynaşıp tepede gölü seyrederek balık yiyebileceğiniz çok özel bir yer Beyşehir. Yolunuzu düşürün ve bu keyfi yaşayın.

Kaynakça

Beyşehir Belediyesi Web Sitesi

Konya Valiliği Web Sitesi

Kültür portalı gov.tr

Yorumunuzu Buraya Yazabilirsiniz

Yorumunuzu Giiniz
Please enter your name here