Dubrovnik, Güneydoğu Avrupa’da konumlanmış Balkan ülkesi Hırvatistan’ın güneyinde Adriyatik kıyısında bir şehri. Dubrovnik Hırvatistan-Crotia’nın en gözde tarihi ve turistik şehri.   

Dubrovnik halkı tarih boyunca  bağımsızlığını korumak amacı ile hem denizden hem karadan yüksek surlarla çevirmiş şehri. Beyaz surlarla çevrili şehir Ortaçağ’dan günümüze en iyi korunmuş tarihi şehirler arasında yerini almış. Tarihi şehir ziyaretçilerini zaman tünelinde Ortaçağ’da yolculuğa çıkartıyor. Ya da tam bir film stüdyosunda dolaşıyor ziyaretçileri. Film endüstrisi de bu özelliği ile Dubrovnik’i son yılların en gözde dizilerinden Games of Thrones’un film stüdyosu olarak değerlendirmiş. Hatta şehirde adım adım Games of Thrones çekimlerinin yapıldığı yerler için özel turlar düzenlenir olmuş.

Dubrovnik’te yapılacaklar sadece tarihi Old Town surları, sokakları, binaları ile sınırlı değil. Surların gerisinde lacivert, pırıl pırıl Adriyatik Denizi kıyısında çok sayıda plajları, adaları ile harika bir deniz tatili de sunuyor.

Niçin Dubrovnik

  • Balkanlar gezisinin olmazsa olmaz şehri, mutlaka görülmeli.
  • Adriyatik kıyıları farklı bir coğrafya, farklı bir kültür.
  • Dubrovnik Old Town dünyada en iyi korunmuş Ortaçağ şehirleri arasında sayılıyor, görmeye değer.
  • Dubrovnik gezisi ile sadece bu şehir değil Karadağ’ın iki güzel şehri Budva ve Kotor’da gezilebilir, Kotor sadece yarım saat, Budva iki saat uzaklıkta. Karadağ karayolu veya deniz yolu ile kolaylıkla ulaşılabilen ikinci ülke olacak Hırvatistan’ın yanında. Ayrıca Dubrovnik’ten kuzeye Bosna Hersek’e de geçebilirsiniz.
  • Dubrovnik bir dönem Türklerin çok ilgi gösterdiği turistik tatil şehri idi, ancak Hırvatistan’ın Avrupa Birliği’ne girmesi ile vize zorunluluğu bu talebi azalttı. Yine de halkı Türklere alışkın, Türkçe bilen esnafa rastlayabilirsiniz.
  • Dubrovnik’e İstanbul’dan direk uçuş ile 2,5-3 saatte gidilmekte.
  • Tarihi ve doğası ile özel bu şehrin mutfağı da zengin ve damak tadımıza uygun. Özellikle deniz ürünleri, zeytinyağlıları ve et çeşitleri lezzetli.
  • Ilıman Akdeniz iklimi ile yılın birçok ayında gezilebilir.
  • Dubrovnik Balkanların diğer şehirlerine göre en fazla turist çeken şehirler arasında, dolayısı ile diğerlerine göre daha pahalı bir şehir. Konaklama, yeme içme de diğer Balkan ülkelerine göre daha yüksek. Bu noktayı belirtmeden de geçmeyelim.

Ulaşım

Dubrovnik, Yugoslavya Federe Cumhuriyeti’ne bağlı olduğu dönemde turizmde ön plana çıkınca şehre havaalanı yapılmış. Türk Havayolları ve Croatia Havayolları’nın İstanbul’dan direk uçuşları bulunmaktadır. Ülkenin başkenti Zagrep üzerinden veya çevre ülkelerden de aktarmalı olarak ulaşılabilir. Şehre sadece 20 km uzaklıktaki havaalanından eski şehre sık otobüs seferleri bulunmaktadır. 

Dubrovnik gezinizde çevre ülkeler Karadağ veya Bosna Hersek’i rotanıza ekleyebilirsiniz. Biz Dubrovnik’e Kotor’dan kendi arabamız ile ulaştık. Kotor çıkışında yanlışlıkla dağ yollarına sapsak da sonunda doğru, keyifli ve daha kısa yolun deniz kenarından gittiğini anladık. Aslında Kotor Dubrovnik arası sadece 91 km ancak yol iki saate yakın sürüyor. Yolun keyfi manzarasından geliyor önce Kotor Körfezi kıyısından dolaşarak Adriyatik Denizi’ne ulaştık. Yol manzarası harika ancak biraz dar ve tırmanmalı olduğu için dikkatli araba kullanmak gerekiyor.

Ulaşım alternatifi olarak çevredeki turistik şehirler Kotor, Budva, Mostar, Saray Bosna’dan düzenli otobüs seferleri bulunmakta Dubrovnik’e.

Şehirde zamanımızın çoğu eski şehir civarında geçiyor, tüm şehri yürüyerek dolaşabiliyoruz. Eski şehre araç girişi yasak, Konaklama eski şehir içinde veya yakın çevrede olursa ulaşım sorunu bulunmuyor. Ancak biz arabamız olmasına güvenip, ekonomik olması nedeni ile merkeze daha uzak bir yerde konakladık. İlk gün eski şehir civarında bir otoparka arabamızı bıraktık, saatine 7 Euro gibi çok yüksek bir rakam ödeyince Dubrovnik’te otoparka araba bırakılmayacağını öğrenmiş olduk. Bu ders sonrası ertesi gün kaldığımız bölgeden belediye otobüsü ile ulaştık şehir merkezine. Belediye otobüsleri sık, eski şehir Pile Kapısı’na kadar getiriyor, bileti otobüs duraklarının yanındaki büfelerden alırsanız otobüsteki fiyatına göre daha düşük ücretli.

Konaklama

Dubrovik’te tarihi şehir içinde veya surlar dışında çevredeki yerleşim alanlarında  otellerde, hostellerde kalınabilir. 

Biz 15 günlük Balkanlar turumuzda iki gece ayırdık Dubrovnik’e. Eski şehir yakınında kalmamamıza rağmen en yüksek konaklama ücretini burada verdiğimizi belirtmeliyim. Çok fazla turist çeken şehir yaz döneminde doğal olarak daha yüksek konaklama ücreti de yüklüyor ziyaretçilerine. 

Dubrovnik Kısa Tarihi

Dubrovnik’i 7. yy’da Mora Yarımadası Epidaurum’da yaşayan ancak Avarların saldırılarından kaçanlar kurmuşlar. Bölge önce Bizans İmparatorluğu, sonra Venediklilerin yönetiminde kalmış. 14. ve 19. yy arasında bağımsız Ragusa Cumhuriyeti kurulmuş bölgede. Dubrovnik, Ragusa Cumhuriyeti’nin başkenti olmuş (1358-1808). Bağımsızlığına çok önem veren bu devlet başarılı diplomatik ilişkiler kurmuş büyük devletlerle. Bu yıllarda Osmanlı İmparatorluğu Balkan topraklarında hüküm sürerken, Ragusa Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına dokunmamış ancak vergiye bağlamış. 15 ve 16. yy’da deniz ticaretinde başarıları ile Venediklilerin rakibi olmuşlar. Osmanlı ile iyi ilişkiler ile de sadece Adriyatik kıyılarının ötesinde Asya, Avrupa, Karadeniz, Akdeniz’de ticarette hakim olmuşlar.

Bağımsız, zengin, aristokrat ve diplomatik cumhuriyet döneminde, şehir Rönesans sanatı ve mimarisi eserleri ile donatılır. Ancak 1667 yılındaki büyük deprem ile şehir yerle bir olurken sadece Rektör Sarayı ve Sponza Sarayı ayakta kalır. Deprem sonrası şehir bugünkü halini oluşturan barok stili yapılar ile yeniden inşa edilir. Şehrin mimari eserleri yeniden yapılsa da Ragusa Cumhuriyeti bu dönemde deniz ticaretinde gücünü ve zenginliğini yitirmeye başlar.

Dalmaçya kıyılarında hakimiyetlerini arttıran Fransızlar 1806 yılında bu her anlamda zengin cumhuriyeti yıkarlar. 1815 yılında da şehir Avusturya Habsburg Hanedanlığı topraklarına katılır. Avusturya hakimiyetinde olduğu dönem Dubrovnik’in turizmde öneminin arttığı yıllar olur. Ünlü İngiliz şair Lord Byron Avrupa ve Yakın Doğu gezileri sırasında gezdiği Dubrovnik’i ‘the Pearl of Adriatic’ olarak adlandırır. Bugün de kullanılan Adriyatik’in incisi unvanı Dubrovnik’e çok yakışmış.

I.Dünya Savaşı sonrası 1918 yılında Yugoslavya’ya bırakılır Dubrovnik. 1945 yılında Yugoslavya Federe Cumhuriyetleri’nden Hırvatistan topraklarındaki şehir, tarihi dokusu ve doğası, plajları ile tüm dünyanın ilgisini çeken bir turizm merkezi olur. 1979 yılında da tarihi şehir UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne girerek koruma altına alınır. Bu arada turizmin geliştirilmesi amacı ile şehre havaalanı yaptırılır ve askeri birliklerden arındırılır.

Dubrovnik, 1990’larda Yugoslavya’nın dağılmasından en çok zarar gören şehirlerden biri olur. Sırpların aylar süren saldırısı ile şehir binaları çok zarar görür. Ancak ülkenin bağımsızlığını kazanması sonrası UNESCO desteği ile şehir yeniden düzenlenir.

Gezelim Görelim

Old Town 21 km karelik bir alan kaplamakta, iki kilometre boyunca surlar şehri çepeçevre sarmış. 

Şehre ziyaretçilerin girişi iki ana kapıdan; Pile Kapısı ve Ploce Kapısı. Her iki kapıdan da girişte, sizi şehri tam ortadan ikiye bölen 300 metre uzunluğundaki ünlü  Stradun Caddesi karşılıyor. Diğer sokaklar bu caddeye paralel veya dik kesiyorlar. Stradun Caddesi üzerindeki kiliseler, saraylar, galeriler, kafeleri restoranları göz alıyor. Acaba hangi tarafa yönelmeli diye kararsızlık geçiriyoruz. Biz ilk günümüzde caddeyi boylu boyunca dolaşıp, ara sokaklarını da arşınladıktan sonra akşam yemeğimizi en hareketli, canlı bölgede yedik. İkinci gün ise sabah erkenden şehir surlarında dolaşarak başladık gezimize. Öğleden sonra da Adriyatik kıyısında tekne gezisi ve plaj keyfi yaptık. Özet olarak Dubrovnik tarih kültür gezisi yanında yarım gün deniz keyfi yapmak isteyenler için 2 gün, Adriyatik kıyısında deniz tatili de yapmak isteyenler için 3-4 günde gezilecek bir şehir.  

İkinci gün gezimize surlar üzerinde başladık. Daha önce gezdiğimiz Karadağ’ın iki Ortaçağ Şehri Budva ve Kotor’da da surlar vardı ancak şehirler daha küçük ve surların üstünde kesintisiz bu kadar uzun yürüme seçeneği yoktu.

Pile kapısından girince hemen solda surlara çıkan merdivenler ve bilet satış gişesi bulunuyor. Surların üzerine çıkmayı planlamamıza rağmen ücreti hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Bilet ofisine ücreti sorunca aldığımız 35 Euro rakamının şaşkınlık yarattığını belirtmeliyim. Sadece surlar veya Dubrovnik Kart fiyatı da aynı rakam. Bu durumda surların yanında müzeleri de, toplu ulaşımı da kapsayan Dubrovnik kart almak daha avantajlı .

13.yy’da zengin şehri hem denizden hem karadan gelen saldırılara karşı korunmak amaçlı yapılan surlar, deniz tarafında daha ince kara tarafında 4-6 metre kalınlıkta ve yüksekliği bazı yerlerde 25 metreye kadar çıkıyor. 

Surların kuzeyine Minceta Kulesi, doğusuna Revelin Kalesi inşa edilmiş. Yine güvenlik amaçlı güneydoğuya St John Kalesi, batısına da Bokar ve Lovrijenac kaleleri yaptırılmış. Games of Thrones çekimleri de Lovrijenac Kalesi’nde çekilmiş. Bu kale 11.yy’da kocaman bir kayanın üzerine kurulmuş ve Pile Körfezi’ne giriş çıkışları gözetlemeyi sağlıyormuş.

Surlar üzerinden yürümek ayrı bir keyif. Tüm Eski Şehrin  turuncu renkli çatılarının sokaklarının tepeden görünüşü yanında lacivert Adriyatik Denizi, adaları, plajları ile tarih ve doğa görsel bir şölen sunuyor. Surlar saat 8.30-19.30 arası açık, tüm bir tur 1,5-2 saat sürüyor, yaz mevsiminde öğle sıcağına kalmadan erken saatte veya akşam üzeri çıkmanın önemini hatırlatmalıyım.

Surların üzerinde tüm turumuzu attıktan sonra şehrin sokaklarında dolaşmaya başlayabiliriz.

İki kapı arasında boydan boya uzanan 300 metrelik  Stradun    Caddesi Old Town’ın en hareketli bölgesi.

Pile Kapısı’nın girişinde   Büyük Onofrio  Çeşmesi yer alıyor. Büyüklüğünün yanı sıra, on altı musluklu ve musluklarının üzerindeki maskeler ile mimari olarak dikkati çeken çeşme mimarının adı ile anılmakta.

Ploce Kapı’sının hemen başında Çan Kulesi, Orlando Sütunu, Sponza Sarayı ve Dominikan Manastırı yer alıyor.

15. yy’da kalma 31 metre yüksekliğindeki  Çan Kulesi Stradun Caddesi’ne girer girmez dikkatinizi çekecektir. Çan kulesi Luza Meydanı’nda Sponza Sarayı’na bitişik. Çan Kulesi 1444 yılında yapılmış ancak 1667 yılındaki depremde hasar görmüş ve 1929 yılında tamamen yıkılıp yeniden yapılmış.

Sponza Sarayı, Gotik ve Rönesans stili ile dikkati çeken saray 1500’li yılların başında yapılmış. Bugün saray Dubrovnik Savunma Müzesi ve Devlet Arşivi olarak hizmet vermektedir.

Yine Luza Meydanı’nda St. Blaise Kilisesi bulunmakta. Kilise 14.yy’da yapılan ancak 1667 yılında depremde yıkılan kilisenin yerine 1706-1714 yılları arasında yapılmıştır.

St. Blaise Kilisesi’nin önünde Orta Çağ’da şehrin koruyucusu olarak tanınan şövalye Orlando için yapılan Orlando anıtı bulunuyor. Koruyucu Orlando heykeli şehrin özgürlüğünün simgesi olarak değerlendirilmiş.

Çan Kulesinin solunda Rektör Sarayı yer alıyor. Ragusa Cumhuriyeti döneminde 13.yy’da  şehrin yöneticileri için yaptırılan saray sonrasında değişik amaçlarla kullanılmış. Sarayda silahlık, cephane ve hapishane de bulunuyormuş. Bugün Saray Kültürel Tarih Müzesi olarak hizmet veriyor. Saray saat 9.00-18.00 arasında açık. Biz müzeyi gezmeyi  çok istemememize rağmen zaman ayıramadık.

Dubrovnik surlarının hemen dışında Pile Kapısı’na yakın girişte Fransisken Manastırı bulunuyor. 13. yy’da yapımına başlanan bu dini kompleksin önemli bir özelliği de Avrupa’nın ilk eczanesinin burada kurulması. Manastırın içinde ayrıca bir kütüphane bulunuyor.

Dubrovnik Old Town elinizde bir harita olmadan da rahat rahat dolaşacağınız bir şehir. Stradun Caddesi’ne paralel ve dik kesen sokaklarda zaten göz alıcı binalar dikkatinizi çekecektir. Bu ara sokaklarda çok sayıda restoran ve kafelerin yanı sıra, hediyelik eşya dükkanları da davetkar görünüyor.

Stradun Caddesi’nde çok sayıda kafe ve restoran olmasına rağmen caddenin paralelinde tesadüfen çıktığımız meydanın akşam üzeri çok daha canlı olduğunu gördük. Meydan’ın çevresinde yer alan oturulacak yerler gün batmadan dolmuş gibiydi. Kahve, bira, şarap, pizza, deniz ürünleri, kebap gibi çok çeşitli seçeneklerin olduğu görünüyordu. Meydanın bir köşesinde merdivenler ile yine küçük bir alana çıkılıyor burada iki kilise bulunuyor. Jesuit Merdivenleri ve Jesuit Kilisesi 1667-1725 yılları arasında yapılmış, Roma’daki İspanyol merdivenlerine benzetilmeye çalışılmış. Biz bu meydanı çok sevdiğimiz için iki akşamımızı da burada geçirdik. Kısaca Ortaçağ şehrinin her köşesi, her saat hareketli. Gündüz görülen turist kalabalığı azalsa da bu kez tarihi binalarda sunulan yiyecekler, içeceklerle şehrin gecesini de  yaşamak isteyenlere hizmet devam ediyor.

Dubrovnik Plajları

Dubrovnik’te tarih ve kültür gezisi yapmak isteyen gezginler Ortaçağ şehir içindeki görsel şölenden çok etkilenecekler. Ancak tarihi şehirde dolaşırken size eşlik eden lacivert Adriyatik Denizi görüntüsü, adaları, plajları da deniz keyfi yapmadan dönemeyeceğinizi anlatacak. Bu nedenle Dubrovnik adaları ve plajlarından söz etmeden olmaz. Daha surlar üzerinde iken surların dibinde kayalıklar üzerindeki plajları göreceksiniz. Kısaca hemen şehir gezisi sonunda Adriyatik sularına atlayabilirsiniz.

Adriyatik kıyısında en geniş ve popüler plaj Banja Plajı. Onu da surların üzerinde sol yönünüzde görebilirsiniz. Plaj yürüyerek Ploce Kapısı’na 100 metre uzaklıkta. Plajın paralı ve parasız bölümleri bulunmakta. Tercih sizin. Ayrıca Banja plajı yönünde Lapad Yarımadası üzerinde çok sayıda otel ve plajlar yer almakta.

Ayrıca hem deniz keyfi hem de tekne gezintisi isterseniz surların karşısındaki Lokrum Adası ilk tercihiniz olabilir. Ploce Kapısı  yönünde hemen limana çıkabilirsiniz. Limandan kalkan tekneler ile Lokrum Adası, Elafiti Adaları ve Lapad Yarımadası’nın plajları seçenekleriniz arasında.

Lokrum Adası en çok ilgi gören ada. Koruma altındaki ve üzerinde yerleşim olmayan ada, tekne ile limana 10 dakika uzaklıkta. Adadaki tarihi Benediktin Manastır’ı bugün restoran olarak hizmet vermekte. Manastır bahçesinde botanik bahçesini gezip, adayı da dolaşabilirsiniz. Adada birçok yerde yüzebilirsiniz, ayrıca çıplaklar plajı da bulunmakta. Lokrum Adası’na  giriş ücretli, tekne ile birlikte 35 Euro ödeniyor. 

Biz tekne ile Lokrum Adası’nın yakınından geçip, biraz daha uzun bir tekne turu yaparak Lapad Yarımadası’nda başka bir plaja gittik. Plajda bir kafe bar da bulunmaktaydı. Hem denize girdik, akşam üzeri de güneşi tarihi Dubrovnik şehri silueti ile batırdık. Tekne sizi gün içinde belirli bir saatte bırakıyor, daha sonra saat başında gelen teknelerden istediğinize biniyorsunuz. Kısaca kalış süresini siz belirliyorsunuz. Biz plajı çok beğendik. Bu gezi için de, Lokrum Adası’na göre daha düşük bir fiyat, kişi başı 15 Euro ödedik. 

Dubrovnik Teleferiği

Dubrovnik’te Old Town’dan kalkan teleferik ile şehri tepeden görmek isteyebilirsiniz. Ancak zaten surların üzerinde yürüyüp, hem şehre, hem plajlara, adalara yüksekten bakmış idik. Meraklısı değerlendirebilir.

Yeme-İçme

Dubrovnik mutfağı da klasik Balkan Mutfağı gibi bizim damak zevkimize uygun. Şehirde İtalyan mutfağı lezzetlerini tatmak da mümkün. Bu arada Adriyatik kıyısında deniz ürünleri de iyi bir seçenek. Yine de Dubrovnik’in diğer Balkan şehirlerine göre daha gözde ve pahalı olduğunu, deniz ürünleri fiyatlarını sipariş vermeden önce iyi kontrol etmek gerektiğini hatırlatalım. Bizim Kotor’da eski şehirde deniz ürünleri deneyimizi bu arada yazmalıyım. Kotor’da yerel bir çeşit balığın 100 gramının fiyatını menüye yazılmış. Biz de parantez içinde küçük yazı ile yazılan 100 gr ifadesine dikkat etmeden, bir porsiyon balık için 13 Euronun makul fiyat olduğunu düşünerek sipariş verdik. Ancak yerel balıkları bizim çupraların boyutlarında imiş. Açıkça belli ki o balık 400-500 gram yani menüdeki fiyatının 4-5 katı ödenecektir.  Biz de beş porsiyon olarak balık siparişini verdik. Ancak bu balıklar neye benziyor diye ocağa atılmadan görmek istedik. Ancak o zaman balıkların boyutunu görünce herkese bir porsiyon yerine ortaya söylemeye karar verdik.  

Dubrovnik’te Old Town dışında daha uygun fiyatlı restoranlar bulunabilir. Biz iki akşam da Old Town’da atıştırmayı tercih ettik. Yerel şarapları ve yerel biraları tatmanızı da önerelim.

Son Söz

Dubrovnik, tarih, kültür, deniz ve gece hayatı eğlencesi arayanların beklentilerini fazlası ile karşılayacak bir destinasyon. Bu özellikleri ile ülkenin en çok turist çeken şehri ve Adriyatik’in en gözde yeri. Balkanlar rotasında, Adriyatik kıyısında Dubrovnik hem iyi korunmuş ve zengin UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ndeki Old Town, doğası, plajları ile görülmesi gereken şehir.

Bu arada yine de konaklama ve yeme içme fiyatlarının diğer Balkan ülkeleri ile karşılaştırıldığında yüksek olduğunu tekrar hatırlatayım. 

Yorumunuzu Buraya Yazabilirsiniz

Yorumunuzu Giiniz
Please enter your name here